Sonra koy parayı, kap makamı, soy fukarayı üçlemesine tapan oy avcısı-ay parçası politiklere bir şeyler olur. En sonra soy kütüğüne endeksli parlatılan partikül politikacılara daha acayip işler olur. Elbette ‘Kalem kılıçtan keskindir’ ama politik süzgeci dibinde bulan propolitikler, olmaz işlerden sıyrılmak için ‘iş bilenin kılıç kuşananın’ der, işine bakar…
İşte bu işgüder politikler, işteş politikacılar köşeye kıstırıldığında anında olur fırdöndü. Kendine uyan, uymayan politik çeperde salt kişisel hesap uğruna döner dururlar. Oysa sonuç değişmez, çünkü bu ödlek fırdöndüler kendileri etrafında döner ve diğerlerinin dönmesini engeller. Yani silindirik eksenle bir diğerine bağlanan bu fırıldaksı halkalar, halkın istediği ‘Yeni’ oluşumu özgürleştiren ve rahatlatan mekanik aparatlardır…
Zaten yoz politika işlevselliğidir, bu sokma akıllı dönek ve ödlek politiklere daima korku tünelindeki ara geçişler yoklatılır. Despotizme baş kaldırıp, tünelin çıkışındaki ışığı gören gözü pek politikler ise daima yoklukla sınanır. Sultanat yaftalı ödlek politikler koltuk, makam, mekân, bina veya kazanılmış ne değer varsa boğuntuya getirerek ele geçirir. Hatta bu ‘Kemirgen Klikler’ hazine peşine düşüp hiyerarşik çalkantıya çürük direk olurlar. Ne yazık ki yerelden genele döner geçer, kırar gider bu politiklerin, çarçabuk yer değiştirmelerine göz yumulur, zemin hazırlanır.
İşte bu yolsuz düzende hiç korkmadan, en kestirmeden iktidar hedefiyle 'Yeni' bir yol açanlar tıpkı kızıl ırmağın kutlu iradesi gibi havadan kuş kapar. Havadan nem kapanların hali ortadayken, tek korku ve çok kuşku bu gidişle mevcut sistemin nereye evrileceğidir. Zaten ödlek politiklerin ürkek ve kıvrak kestirimleriyle akıllar bilendikçe, kestirmeden iktidar ve politik keskinlik muhtemeldir pik yapar. Kurgusal stratejiler ile kurumsal fiyaskolardan beslenen ödlek politikler ve prensipsiz politikacılar ise mutlaka dip yapar.
Dibe gömülen malum iktidar ve payandaları, yanlı yanılsama yaygınlaştırması yapsa da ‘Yeni’ karşıtlığı yaratsa da bugünden sonra tutmaz. Hatta daha ileri seviyede faşist provalarla, her türlü faşizan baskıyla ve despotik zulümle özellikle yereldeki ödlek politiklere sağ yakadan rozetler takılsa da halk buna takılmaz. Çünkü politik süzgece takılan içi boş politik kütleler ve süzgeçten elenen buhar akıllı ödlek politikler asla yeni-halkçı propagandanın haklılığını yok edemez. Politik doktrin saptamasıdır, ‘büyük toplumsal dalgalanmaları küçük devrimci eylemler belirler.’ Yani sırf korkuya dayalı, politik inisiyatifin malum sistem denetiminde kalması da gün gelir biter...
Son güne kadar malum gidişata karşı çıkan, normal işleyişi zedeleyen ‘Yeni’ politiklere sistemsel şiddet uygulanır. Sırf mevcut sistemin beceriksiz yönlerini kapatmak için uluorta politik süzgeç kurulur. Gelgeç akıllar devreye sokulur. Hemen her şey ödlek politikler, mahpare politikler ve partikül politiklerin önüne sunulur. Poli-tika masalları dillere pelesenk edilir. Hatta polisiye sürprizlerden beslenilir bir süreliğine. Yani yerelden genele tıpa tıp benzer politikler ve apolitik sürpriz katmanları ‘Yeni’ politikayı etkisizleştirme hamlesinin çürük halkaları gibi işler…
Bu halkalara en çarpıcı örnek, bir nevi imzaya açılan ama topluma açılmayan çerçevesiz politik süzgeç düzenlemesidir. Zaten kurulu ve kurumlu süzgeçlerin topu çarpık düzenin, halkları kolay kandırma deneyidir. Rastlantısal hissi veren aldatıcı oyunlarla, ödlek politiklerin ve eşdeğer andıranların ortalığa dağıtılmasıyla sağlanır yıkım. Zaten ipi kimin elinde olduğu belirsiz yönetenler ile ipi boynunda yönetilenler oldukça, politik süzgeç haznesinde öncesiz ve özelsiz politik özneler çoğalır. Yani iktidar ve muhalefet türdeşlerine evrilince, büyük patrona teslimiyet eninde sonunda gerçekleşir.
Eğer referans model ‘Yeni’ ve özgür bir sisteme evrilmiyorsa demokrasiden kopuş hızlanır. Mevcut sistem daha da bozulur. Ortam gerildikçe kaçınılmaz sonuç, avam-kavram kargaşasına düşülür. Sistematik çöküş işte böyle başlar. Ve yerelde, genelde politika yapmak, korkuyla yarışmak veya korku sultanlığıyla bütünleşmek ikileminde gelişir. Bu arada politik eylemlilik belli referanslarla devamlı tırpanlanır.
Tırpandan kaçan ama süzeğe takılan süzme ödlek, mahperil ve partikül politikler mal mülk, han hamam, sırça saray üçgeninde fırıldakizmin daniskası olurlar. Yani ödlek politikler ve trişkosu sonluğunu hazırlar. Korkusuz politikacılar ve cesurlar ise sonsuzluğu arzular.
Çünkü reel politik sonsuzluğun ‘Yeni’ ödülü öncelikle ve özellikle halkın kendi iktidarıdır…