<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Enter Haber</title>
    <link>https://www.enterhaber.com</link>
    <description>ENTERHABER Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.enterhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 02:04:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.enterhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözlerinizi ovuşturmayın, kalıcı hasara yol açabilir!]]></title>
      <link>https://www.enterhaber.com/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.enterhaber.com/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yorgunluk, uyku hali veya kaşıntı nedeniyle farkında olmadan yapılan göz ovuşturma, göz sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, özellikle sert ve tekrarlayan ovuşturmanın kornea hasarından glokom riskine kadar birçok soruna yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Gün içinde yorulduğumuzda, uykumuz geldiğinde ya da gözlerimiz kaşındığında refleks olarak yaptığımız göz ovuşturma alışkanlığı, kısa süreli rahatlama sağlasa da göz sağlığı açısından önemli riskler barındırıyor.</p>

<p>Göz Vakfı Bursa Nilüfer Göz Merkezi hekimlerinden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, göz ovuşturmanın nedenlerini ve göz dokularında oluşturabileceği mekanik zararları anlattı.</p>

<p><img height="516" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/16/mailservice-1786869863-662-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>UYKULULUK HİSSİNİ ARTIRABİLİYOR</strong></p>

<p>Uzun süre uyanık kalındığında göz kırpma sıklığının azalmasının korneanın kurumasına yol açabildiğini belirten Öztürk, gözleri ovuşturmanın gözyaşını yüzeye dağıtarak kısa süreli rahatlama sağlayabildiğini ifade etti.</p>

<p>Öztürk, göz küresine uygulanan baskının vagus sinirini uyararak kalp hızını yavaşlatabildiğini ve vücudu rahatlatabildiğini belirtti. Ancak bu geçici rahatlamanın göz açısından ciddi riskleri olabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>GÖZ OVUŞTURMANIN 6 ÖNEMLİ RİSKİ</strong></p>

<p>Uzman Dr. Öztürk, kronik veya sert şekilde göz ovuşturmanın yol açabileceği başlıca sorunları şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li><strong>Keratokonus ve kornea incelmesi:</strong> Tekrarlayan mekanik baskı korneanın yapısını bozarak incelmesine ve koni biçimini almasına neden olabilir.</li>
 <li><strong>Kornea çizikleri ve skar dokusu:</strong> Gözde bulunan mikroskobik toz ve partiküller ovuşturma sırasında korneada çiziklere yol açabilir.</li>
 <li><strong>Enfeksiyon riski</strong>: Eller aracılığıyla bakterilerin göze taşınması, enfeksiyon riskini artırabilir.</li>
 <li><strong>Kaşıntının artması:</strong> Özellikle alerjik gözlerde ovuşturma, histamin salınımını artırarak kaşıntı-ovuşturma döngüsünü tetikleyebilir.</li>
 <li><strong>Göz içi basıncında artış:</strong> Ovuşturma göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir ve özellikle glokom hastalarında risk oluşturabilir.</li>
 <li><strong>Göz altı morlukları: </strong>Göz çevresindeki hassas dokuların ve kılcal damarların zarar görmesi morlukların belirginleşmesine yol açabilir.</li>
</ul>

<p><strong>'OVALAMAK YERİNE SOĞUK KOMPRES UYGULAYIN'</strong></p>

<p>Gözde kaşıntı veya rahatsızlık hissedildiğinde ovuşturmak yerine serin ve nemli bir bezle soğuk kompres yapılmasını öneren Öztürk, gece uykusunda farkında olmadan gözlerini ovalayan kişilerin koruyucu göz maskesi kullanabileceğini belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.enterhaber.com/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://enterhabercom.teimg.com/crop/1280x720/enterhaber-com/uploads/2026/08/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir.webp" type="image/jpeg" length="68297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğun diş sağlığı sadece fırçalamaktan ibaret değil]]></title>
      <link>https://www.enterhaber.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.enterhaber.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ağız ve diş sağlığı süt dişleriyle şekilleniyor. Doğru diş fırçalama, beslenme ve duruş alışkanlıklarının çene gelişimine etkilerini keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının temelleri süt dişlerinin çıkmasıyla atılıyor. Uzmanlar; düzenli diş fırçalamanın yanı sıra beslenme, ekran kullanımı, duruş bozuklukları ve ağızdan nefes alma alışkanlığının da çene ve diş gelişimi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığının erken yaşta kazandırılması, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı problemlerinin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlara göre ilk süt dişlerinin çıkmaya başladığı 6-12 aylık dönemden itibaren ağız hijyeni bir rutin haline getirilmeli.</p><p>Yaklaşık 2,5-3 yaşlarında tamamlanan 20 süt dişinin düzenli temizlenmemesi, çürük ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. 'Nasıl olsa değişecek' düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çeken uzmanlar, süt dişlerinin sağlıklı olmasının çocuğun beslenmesi, konuşması, çene gelişimi ve ileride çıkacak daimi dişlerin doğru şekilde sürmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p><p><strong>DİŞ FIRÇALAMAYI ZORUNLULUK DEĞİL, RUTİN HALİNE GETİRİN</strong></p><p>Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü büyük. Özellikle küçük yaşlarda anne ve babalarını örnek alan çocukların, diş fırçalamayı ailece gerçekleştirilen keyifli bir rutine dönüştürmeleri öneriliyor.</p><p>Diş fırçalamanın ceza veya zorunluluk şeklinde sunulmaması gerektiğini belirten uzmanlar, daimi dişlerin tamamlanmasına kadar fırçalama sürecinin ebeveyn kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.</p><p>Diş macunu miktarının da yaşa göre ayarlanması gerekiyor. 3 yaşına kadar pirinç tanesi, 3-6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması öneriliyor. Dişlerin günde iki kez doğru teknikle fırçalanmasının yanı sıra düzenli diş hekimi kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerekiyor.</p><p><strong>PROBİYOTİKLER DESTEK OLABİLİR AMA DİŞ FIRÇALAMANIN YERİNİ TUTMAZ</strong></p><p>Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının çürüğe neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğine işaret ediyor. Probiyotiklerin tükürük akışı, pH dengesi ve tamponlama kapasitesi üzerinde olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor.</p><p>Ancak uzmanlar, probiyotiklerin düzenli diş fırçalamanın alternatifi olmadığının altını çiziyor. Sağlıklı ağız için temel yaklaşımın doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri olduğu vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>EKRAN KARŞISINDA YEMEK ÇÜRÜK RİSKİNİ ARTIRABİLİR</strong></p><p>Tablet ve telefonların çocukların günlük yaşamında daha fazla yer alması, ağız ve diş sağlığı açısından da yeni riskleri beraberinde getiriyor. Ekran karşısında yemek yiyen çocukların yiyecekleri ağızlarında daha uzun süre bekletebildiğine dikkat çekiliyor. Özellikle şeker ve karbonhidrat içeren gıdaların ağızda uzun süre kalması çürük riskini artırabiliyor. Ekran karşısında yemeğe odaklanılmaması, ağız açık yemek yeme gibi alışkanlıkların gelişmesine de neden olabiliyor.</p><p><strong>YANLIŞ DURUŞ ÇENE GELİŞİMİNİ ETKİLEYEBİLİR</strong></p><p>Uzun süre tablet veya telefon kullanan çocuklarda cihazın göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğilmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, uzun süreli yanlış duruşun boyun postürü, solunum fonksiyonları ve çene gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi sorunlarının nedenleri arasında gösterilirken; çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtilerin dikkate alınması gerekiyor.</p><p><strong>AĞIZDAN NEFES ALMAYA DİKKAT</strong></p><p>Uzun süreli ekran kullanımıyla birlikte bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığının da görülebileceği belirtiliyor. Ağızdan nefes alma, dilin doğru pozisyonda bulunmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebiliyor. Erken fark edilmeyen bu durumların ilerleyen dönemlerde çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor.</p><p>Uzmanlar, ebeveynlere çocuklarının yalnızca dişlerini değil; nefes alma biçimini, duruşunu, beslenme ve ekran alışkanlıklarını da takip etmelerini öneriyor. Erken yaşta kazanılan doğru ağız bakım alışkanlıklarının ise çocukların yaşam boyu ağız ve diş sağlığını korumada en önemli adımlardan biri olduğu belirtiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İzmir, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.enterhaber.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://enterhabercom.teimg.com/crop/1280x720/enterhaber-com/uploads/2026/08/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil.webp" type="image/jpeg" length="32675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı: Her kaynak suyu şifalı değildir]]></title>
      <link>https://www.enterhaber.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.enterhaber.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı (TBV), toplumda 'şifalı su' olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı, analiz edilmemiş kaynak sularının bakteri ve ağır metal riski taşıyabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, 'Berrak görünen her su güvenli değildir. Kaynak suyu tüketmeden önce mikrobiyolojik ve mineral analizlerinin yapılmış olması gerekir' uyarısında bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Böbrek Vakfı (TBV), toplumda 'şifalı su' olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Vakıf yetkilileri, temizliği ve mineral içeriği düzenli olarak analiz edilmeyen kaynak sularının güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/timur-erk-y-1784620181-903-x750.jpeg" class="" style=""></p><p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, doğal olduğu düşünülen her kaynak suyunun sağlıklı olmadığını belirterek, 'Temizliği ispatlanmamış her kaynak suyunu sağlıklı kabul etmek büyük bir hata olur. Bazı kaynak suları farklı bakteri türleri barındırabilir. Şifa ararken farkında olmadan başka sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir' dedi.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/doc-dr-nadir-alpay-1784620117-938-x750.jpeg" style=""></p><p>TBV Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise görünmeyen tehlikelere dikkat çekerek, bazı bölgelerdeki madencilik faaliyetleri nedeniyle arsenik gibi ağır metallerin yer altı sularına karışabileceğini söyledi. Alpay, yalnızca mikrobiyolojik incelemelerin değil, ağır metal analizlerinin de mutlaka yapılması gerektiğini belirtti. Böbrek taşlarına iyi geldiği düşünülen bikarbonatlı suların da her hasta için uygun olmadığını ifade eden Alpay, bu suların yalnızca bazı taş türlerinde fayda sağlayabileceğini, en yaygın görülen kalsiyum oksalat taşlarında ise aynı etkinin görülmediğini kaydetti. Yüksek kalsiyum içeren sert suların da her zaman avantaj sağlamadığını vurguladı.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/tbv-diyetisyeni-gokcen-efe-aydin-1784620128-930-x750.jpeg" style=""></p><p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın da her kaynak suyunun mineral yapısının farklı olduğuna dikkat çekerek, 'Şifalı' olarak bilinen iki farklı kaynak suyunun bile sağlık üzerindeki etkisinin tamamen farklı olabileceğini söyledi. Aydın, suların geçtiği kayaçların jeolojik yapısına bağlı olarak sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve bikarbonat gibi mineralleri farklı oranlarda içerdiğini belirtti. Aydın ayrıca, bir suyun berrak görünmesinin ya da yıllardır aynı kaynaktan tüketiliyor olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade ederek, kaynak sularında düzenli bakteri ve mineral analizlerinin yapılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p><p>Kronik böbrek hastaları, diyaliz hastaları ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin su seçiminde daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aydın, yüksek sodyum veya potasyum içeren suların bu gruplar için risk oluşturabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzmanlar, böbrek sağlığını korumanın en etkili yolunun 'mucizevi' olarak tanıtılan suları tüketmek değil, gün boyunca yeterli miktarda temiz, güvenilir ve kişiye uygun su içmek olduğunu vurguladı.</p><p>Ayrıca günlük sıvı ihtiyacının yaş, iklim, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıklara göre değiştiği, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin su tüketimini hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlaması gerektiği ifade edildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İzmir, YAŞAM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.enterhaber.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://enterhabercom.teimg.com/crop/1280x720/enterhaber-com/uploads/2026/07/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir.webp" type="image/jpeg" length="76783"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
