CHP'de yaşananların veya CHP'ye yaşatılanların bir teorik boyutu var bir de pratik boyutu var. Meseleye her iki açıdan bakıldığında da durum vahim. Olanları teorik açıdan irdelemek çoğu kesimin anlamayacağı veya anlamak istemediği bir gerçeklik olarak dökülür satırlara. Pratiğine ise akıl sır ermez. Hatta satırın kimin elinde olduğu bilindiği halde ve acı gerçek açık seçik ortadayken. Yani yaz ortası 'Kızıl Kar' yağdı, 'Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, teolojik saplantılı ikinci cumhuriyetçi bir yapı, Cumhuriyeti kuran bir partiyi en diri ve dirlik düzen içindeyken truvalist işbirlikçiler vasıtasıyla masaya yatırdı. Uyduruk hastalıklar icat ederek operasyona başladı...'
Operasyonu kendine hak gören 'Karanlık Kafalı' mutlak butlancı tayfa dünden hazırdı. Şimdilik duracağı da yok. Bu yersiz ve arsız istilanın en bariz özelliği ise ne yazık ki mevcut iktidarın hukuk dışı yaptırımlarla, hukuk tanımaz vasıtalarla geçmek istediği varsayılan anti-demokratik diktatörlüğe kapı aralayacak olması. En kötüsü ise partiyi ve parti örgütünü dolayısıyla memleketi geleceksizliğe teslim etme girişimi. Diğer yandan 'Kötünün Kötüsü' ise partide parçalanmayı getirecek bu kadar da olmaz dedirten 'Kasıtlı Kusur' işleme pervasızlığı. En 'Kötünün Katmerlisi' ise daha dün kendinden olanlara 'Kör Kılıç' kuşanılarak siyasi hayatın dar edilmesi. Kutsal dava unutularak, mutlakiyetin güzergahına 'Kora Kor' davranışlarla kara taş döşeyen butlancılıktan geri adım atılmaması. Daha ne olsun. Ek olarak ayıptır günahtır demeden 'Kös Kös' atak üstüne atak geliştirilerek, komplolarla ve asılsız yakıştırmalarla Ata emanetlerine ihanet edilmesi. Yetmez mi?
Zaten ülkede sinsi ve vahşi kapiralizm uyarınca yönetimsel üstyapı ve yönetildiğini farz eden altyapı kemikleşmiş. Kendi çapında kapitalistleşmiş. Hatta 'Kapitalsiz Kapitalistler' bile bu faşizan girişimlerden siyasi nemalanma hevesinde. Bu nedenle devlet-hükümet eliyle, keskin muhalefeti önceleyen, birinci parti olan CHP içten çökertilmeye çalışılıyor. İş tutulan 'Kaypak Karakterli' dar düşünceliler sayesinde gelecekteki işleyişe CHP'nin karıştırılmaması öngörülüyor. Bu 'Kuyum Kayyum' müsveddelerinin işbirliğiyle pentagonist planın hayata geçirilmesi hedefleniyor. Çünkü mevcut iktidar karşıtlığı geniş bir toplumsal tabana yayılmış durumda. Bu nedenle muhalefete öncü parti konumuna evrilen CHP'nin, atanmış 'Kötü Katı' kimliklerin yasa dışı edimleriyle ve radikal tedbirlerle aradan çıkarılması gerekiyor...
Plan dahilinde gereğince sonuç almak için, partiyi ters yüz etme iradesi de bir süredir el altında ve dışarıda tutulan 'Kara Karga' particilere sunuluyor. Peki niçin? CHP güdük bir parti konumuna evrilsin ve malum iktidarın söylene gelen sinsi emellerine asla ve kata engel olmasın. Hal ve gidişat apaçık böyleyken 'Kapı Kulu' zatların ve zehir zemberek zerzavatların hiç umurunda değil. Bu ucuz vesikalı vasatların tek umusu 'kapa gözü ye sözü, yap işi kap hazineyi' uydulaşmasının siyasi getirisi.
Proje program sapması büyük ve ekonomik sonucu endişe verici boyuta erişince atı alıp denizi geçmek de işe yaramaz. Cumhuriyeti eskitme hevesindeki bu karşı devrimci odaklar, kendi kurdukları ucube rejime rağmen duraksar ve gerilemeye başlar. Hatta yeni rejimden alabildiğine yararlanan üst sınıflar bloku, siyaseten ikinciliğe düşüşü bir türlü içine sindiremez. Dibe vuruş önlenemez olunca alt sınıfları zerre önemsemeyen başına buyruk malum yönetsel dinamik, son çare düşkün CHP'lileri devreye soktu. Kendi partilerini kendileri devirsinler biz de rahata erelim diye.
Soktu çünkü seçilmiş CHP kadroları ekonomik, sosyal ve siyasal taleplerinin sözcüsü olmayı içselleştirdi. Ezilen ve sömürülen tüm katmanların CHP'ye desteği gün geçtikçe arttı. İktidar değişikliği isteyen halkın ve iktidara yürüyen CHP'nin
bir şekilde bastırılması gerekiyordu. Düğmeye basıldı ve öyle de olacak gibi...
Hukuktan bir haber 'Kasıntı Kılavuz' ve toplama azınlık, bağımlı yargı ile kolluk gücü arkasında tipik baskınlarla ilk gediği açtı. Zamanla kulvar boşaltıldı. Ardından karşı devrim halkasını sevince boğan ikinci aşamaya geçildi. Kamuoyunda partiyi temsil edenlerden iktidarın işine gelemeyenlerin tasfiyesine başlandı. CHP'nin Büyük Meclis ayağı ve temel dayanağı yok edilerek orada aslını inkar eden güruha meşrulaşma zemini yaratıldı.
Kutlu direniş ve asli mücadele artan ivmeyle sürerse bu 'Kayıtsız Kanıtsız' tasfiye furyası vekillere, belediye reislerine, il ve ilçe başkanlarına ve Partinin asıl sahibi örgüt üyelerine dek sıçrayacak gibi görünüyor. Hatta halkın gözünde özel bir yer edinmiş Seçilmiş Genel Başkan bile atanmışı tarafından ihraca dönük tartışmaya açılacak görüntüsü var. Eğer CHP örgütleri tek yumruk yek vücut net tavır gösteremez ise malum iktidar ve işbirlikçilerinin 'Kafaya Koyduğu' ne varsa kısa sürede hayata geçecek gibi görünüyor.
Geçer çünkü içten ve dıştan karıştırılan CHP'de tüm pratiğin önce 'parti benim veya benim partim' aymazlığına sonra minik bir bölge mahkemesinin mistik kararına dayandırıldığı hiç unutulmamalı. Yani hukuk tüzük, yasa yönetmelik tanımayıp hiçe sayan 'Kalemi Kaypak', kanunen ve siyaseten geçersiz ıslak imzalı suç pusulalarıyla hıyanetçi duruş sergilemekten kaçınmıyor. Bu 'Kaçık Kaypak' süreçte her usulsüz hareketin izlendiği ve kayda geçtiği bilindiği halde Cumhuriyet tarihinin en hukuksuz ve adaletsiz siyaset anlayışı güdülüyor. Ama çıkarılan kuru gürültü artık toplumda karşılık bulmuyor.
Bulmaz çünkü yaşanan siyaset mimarlığı ve algı mühendisliği. Yaşatılan resmen tipik siyasi rezonans. Açıkça rezonans kanunu işliyor. Çünkü 'Kafadan Kanunsuz' idareci pozuyla, ihraç istemleri ve disiplin sevkleri devam edecek deniyor. Nihai amaç Genel Başkanlık ikilemi yaratılarak Seçilmişini devre dışı bırakmak. Yani partiye çökme hangi çizgiye veya hangi çiziğe eklemlenecek belli aslında.
CHP'nin büyük yıkım getirecek bu arınma ve restorasyon masalıyla masada kalmasına seyirci kalmak, ortacı ve dengeci tutum sergilemek tarihi suça ortaklıktır. Bu suç ortaklığıyla geçiş dönemini atlatmaya kalkışmalar kesin unutulmaz. Unutulsa dahi bu kez tarih asla afettmez. O nedenle yılmadan direnenler ve nerede pozisyon aldığını ve almak gerektiğini cesaretle ifade edenler acil önlemler planlamalı. Hangi alternatif seçeneğe yakın duracaklarını ayrıntılı düşünmeli. Düşünmekten öte bir an önce uygulamaya geçmeli. Çünkü üçüncü bir seçeneğe daha yakın olma konusunda örgütün tavrı açık ve net. Safını açıklamayan 'Koyu Ketumlar' bile örgütün hassas dengeleriyle oynandığının farkında. Keskin saflaşmayı çıkar yol görme maliyetinin bizzat millete çıkacağı da kesin inanış. Ayrıca sırf güç dengesi oluşturmak maksatlı
etki tepki çerçevesinde kısır hamlelerin sırf enerji kaybı yarattığının da hesaba katılma beklentisi yüksek.
Ayrıca yargının taraf olduğu, taraflı yargıdan güç devşiren 'Kof Kobaylar' kanunsuz atamalarla parti içi meşruiyet kazanırsa ki rota bu ne olağanüstü kurultay ne de kurultay yapılmaz. Bu teoremler daha da çeşitlenebilir. CHP'de aleni terör estiren bu 'Kaotik Kafalı' yamaklara karşı parti içi demokrasi diyerek kazanım elde etme düşüncesi ise bundan böyle fazla ütopik bulunur. Bu polikazan düşkünlere, faşizan protiplere karşın güzel düşler kurmak ise hayalcilik olur.
Olur da tabansız tavansız tartışmalar biteviye sürerken 'Kör Kerkenez' uzlaşmacılık anca olağanüstü kurultayın birbuçuk ay içinde toplanması için olur. Aksi halde CHP'nin ideolojik çizgisi dışına çıkan, çakma akılla partiyi çalma peşine düşen düşkünlerle el sıkışmak olmaz. Olursa üçüncü yol ihtimali zedelenir. Parti hafızası olanlar yok sayılır. Ortak akıldan iyice uzaklaşılır.
O halde fazla beklemeden çok kısa bir sürede köprüleri yakanlarla yollar ayrılmalı. Parti içi mücadeleyi zamana yaymak riskli tavır. Çünkü konforlu alan heveslileri kaotik süreç uzadıkça kontrollü belirsizliğe düşer. Zaten daha şimdiden bu stratejisi uygulanıyor.
Ayrıca seçmen olaya ideolojik bakmadan, karşılıklı ilişkilere, siyasal kırgınlıklara takılı kalır. Düşünür taşınır ani ve sert tepki verir. Durum oraya doğru gidiyorsa ki gidiyor öncelikle mevcut siyasi atmosfer değişmezliği hedefe koyulmalı. Parti içi güç mücadelesinde daha da enerji kaybedilmemeli. Çünkü kim ne derse desin tek yol kaldı, baskın veya erken seçimlere girebilecek yeni bir parti kurulması. Bekleyip durup aciliyetten diyerek kurulmuşa kurulmamak gerek. Çünkü başlatılacak süreç demokratik devrim sürecidir. Bu süreç çoğu kesimin işine gelmeyebilir.
O yüzden yıllardır kontrollü siyaset sarmalına kızan bir 'Kötü Kalemşör' ardı sıra 'Kötü Kelamlar' sıraladı bahanesiyle eleştirilir veya 'zapt zabit' hizaya çekilebilir. Bir daha da yazmaz, olur biter. Ancak CHP'yi haksız hukuksuz sıfırlamaya görevli kötülükler pirosu 'HKK' bu şekilde davranmayı sürdürürse tırnak içinde tarih yazmaya devam eder. Yazmayı asla bırakmaz. Ve 'Kaknem Kadükler' bugün veya yarın, mutlaka bir gün hesaba çekilmez mi? Kimbilir....