Dünya, en sıcak mevsim yaz aylarında güneş depolar. Tatil yapar ve yaptırır. Yaz, Kuzey Yarım Küre'de en uzun gündüzün yaşanmasıyla başlar. Gece ile gündüzün eşitlendiği gün de biter. Ve Ekvatorun kuzeyinde yaz, güneyinde kara kış bastırır. Yani yazı kışı 'baskın basanındır' diyenler hep haklı çıkar...
Haklıdır dünyalılar, diğer mevsimler süresince yaşama tutunmak için bol enerji tüketir. Aylarca çileden sonra doğadan yararlanmak, D vitamini depolamak, güneş ışınlarını bedenine çekmek, deniz suyundan ve deniz kumundan yararlanmak, bir kaç gün olsun dinlenmek için yazı bekler. Yaz gelir ve Ağustos sonu biter. Yani senede bir bile olsa en doğal haktır tatil. Ancak yazı ucundan bucağından yakalayanlar da yanar, yazı yeni yıla erteleyenler de..
Sonbaharı getiren aydır Ağustos. Denir ki Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır. Onun için ayların ayıdır Ağustos.
Ağustos, emektir, harmandır, hasattır, oraktır, tırpandır, kazançtır, zaferdir, zordur.
Denir ki; Ağustosta 'beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar' yani yazın üreten kışın rahat eder. Ağustosta 'gölge kovan zemheride karnın ovar' denir. Denilen o dur ki 'elde fırsat varken yarını kurtar' ha gayret. Denir ki 'Ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar' kanun neyse odur. Salt bu yüzden tutkuyla yaşamak gerek her yaz, her günü...
Ağustos sekizinci ay, adı Roma'ya, İmparator Augustus'a kadar gider. Literatüre göre Şubatın eksik bir günü Ağustosa eklenmiştir. Denir ki Ağustos takvim karıştıran aydır. Akıl karıştıran masalların da ayıdır ağustos. Tıpkı 'Ağustos böceği ile karınca' gibi...
Hiç nedensiz Ağustos böceklerine haksızlık edilir masal dünyasında. Ağustos böceği tembel, karınca çalışkan gösterilir. Hiç de öyle değildir oysa. Ağustos böceğinin diğer adı 'orak böceği'dir. Kendi çapında karıncadan daha emekçidir ayrıca. Ne yazık ki adı kötüye çıkan bu böcek, yazın karnı altında özel bir organdan kesif ama sürekli ses çıkarır. Doğanın ilkesi gereği öter durur. Ne yapsın Ağustos böceği, böyle kodlanmış. Böcek familyasında en kısa veya en uzun ömürlüsü olunca elden ne gelir, ötmekten başka...
Küçüklere büyüklere masallar bir yana bilimsel gerçeklik bambaşka. Ağustos böceğinin yaşamı toprak altında başlar. Yaklaşık on yedi yıl kurtçuk kalır. Ağaç köklerinin öz suyunu emerek yaşamaya çalışır. Doğa koşullarına direnir. Emek yoğun geçen on yedi yıldan sonra yetişkin Ağustos böceğine dönüşür. Bunca yaz geçti, bunca karanlık yeter deyip toprağı deler. Körkaranlıkta yıllarca harcanan emeğin mükafatı yeryüzüne çıkar. Yani Ağustos böceğinin son yaz tatili başlar...
Ancak Ağustos böceğinin yeryüzü tatili sadece bir kaç aydır. Kısacık hayatlarında muazzam sürüler halinde yaşarlar. Evet masaldaki gibi şarkılar söylerler, eğlenirler, gezerler. Ömürleri bir kaç ay olunca, olabildiğince şenlik şamata 'Olacak o kadar' kime ne? Tatilin kısa olması nedeniyle günyüzüne kavuştuktan birkaç hafta içinde çiftleşirler. Doğaya yumurtalarını bırakırlar ve Ağustos sonu ölürler. Kara kışı görmeden yani. Aklı havadakilere, havanda su dövenlere mirasları, 'hayat gerçek, masallar yalan' olur.
Ağustos yazı kışı, otu böceği bir yana esareti bitiren, devletler kuran aydır. Ağustos bu coğrafyanın, bu iklimin insanlarına en büyük zafer ayıdır. Ülkenin dört bir yanındaki meydan muharebeleri Ağustosta olgunlaşmıştır. Tarihe, tarihi zafer günleri Ağustosta kazınmıştır. Ayrıca bu milletin Anadolu'ya girişi, Avrupa'da en ileri noktaya erişimi ve Anadolu'nun kurtuluşu Ağustos ayındadır.
Bu Ağustos 'Yeni' bir başlangıcın tescillendiği aydır. Ağustos böcekleri masallar dünyasına inat, kör pencerelere, kor ateş dört duvarlara, boş tencerelere, teneke akıllılara 'Yeni' kuruluşun marşını söylüyor gece gündüz. Bu Ağustos bu kez karakışı getiren değil kör karanlığı kovan bir ay olacak nakaratıyla...
Bu yazı bir Ağustos yazısıdır. Yazı belgelendiren, kışı bereketlendiren, hayatı yenileyen ve renklendiren, değişmez denilen yazgıyı değiştiren aya duyulan minicik minnettir.