YENİ PARTİ VE AMBLEMİ

Çok partili siyasi hayata geçildiği 1946’dan, seksen yıl sonra ‘Yeni Parti’ adıyla resmen iktidar alternatifi bir parti doğdu. Yeni’yi eskisinden ve diğer siyasi partilerden ayıran en önemli unsur ise iktidara yürüyüşü. Partinin amblemi de bu büyük yürüyüşü kanıtlar nitelikte olmalı…

Her zaman ki alışkanlıkla üst yönetime şirinlik için ‘ne gerek var, şimdi sırası mı? Partinin siyasi kimliği ve imajı kamuoyuna bir şekilde anlatılabilir…’ diyenler olabilir. Ancak ‘Yeniler’de biliyor ki seçmenin ve gelişmeyi izleyen halkın gözünde, pozitif algı yaratacak ve siyasal iletişim açısından direkt ilgi kuracak bir amblem-sembol gerçekten gerekli…

Gerekli çünkü siyasi tercihler, halkın zihninde ve gönlünde yatan aslanla şekillenir. İlk sıcak teması amblem kurar. Zamanla isim, renk ve amblem partiyi temsil eder. Yani bir partiyi sembolize eden figür çok önemlidir. Tema tamamen görselliktir. Amblemde elbette salt estetik aranmaz. Duygusal çağrışımı da barındıran kimlik aranır. İddia, değer ve hafıza birikimi aranır. İşte bunlar sadelikle yansıtılınca da toplumsal aidiyet kazanılır.

Ayrıntılı irdelemeden, “Aman canım, sembolik bir amblem olmasa ne olur? Hiç de gerekmez…” demek partinin kısa sürede markalaşmasını bizzat ertelemektir. Çünkü reel siyasette amblem, halkın partileri hızla birbirinden ayırmasına yardımcı olur. Görsel aidiyet kuruldukça siyasal bağ güçlenir. En karmaşık politikalar bile güvenilen amblemle anlamlandırılır. Ve halkoyunda amblemi tutan parti siyasal arenada fazladan ivme kazanır.

Diğer yandan okuryazar olsun olmasın amblemi gören “İşte bu benim partim” der. Amblemi gören ‘Yeni Parti'm bu diyerek tanır ve tanıtır. Tanışıklık kendiliğinden büyür. Amblem olarak sembolize edilen harf veya harfler olabilir hatta her türlü obje hatta hayvan silüeti bile olabilir. Ayrıca fikri, düşünceyi ve ideolojiyi temsil eden şekil veya resimler de olabilir. Ayrıca amblem veya görsel sembolle, parti isminin tipografik kullanımı da bütünsellik verebilir. Eğer böyle olursa yazıdan çok yine amblem akılda kalır. Yani amblem, izli, gizli, sembollerle bir ikon olarak hafızalara kazınabilir.

Güncel manada kolay tercih edilmenin yanı sıra parti amblemi, siyaset tarihinde kalıcı partilerden olmayı da sağlar. On yıllar geçse de unutulmaz olmayı ve anımsanmayı da sağlar. Bugün yediden yetmişe her kime sorulsa güvercin, kırat, ampul, arı, hilal, anahtar, çark çekiç, kırmızı gül ile yumruk, yeşil yaprak, zeytin dalı, kızıl yıldız, orak çekiç, kırmızı fon ve üç ok neyi temsil eder veya hangi partinin simgesidir pek çoğu mutlaka bilir.

Yani parti amblemi sadece bugünü değil, partinin geleceğini de belirler. Elbette bir ‘Yeni Parti’nin tanınması lideri, programı, örgütlenmesi ve halkla kurduğu ilişkiye bağlıdır. Seçmen desteğiyle de parti varlığı dünya aleme kanıtlanır. Ancak amblem, milyonlara ulaşmayı ve ilk seçimde iktidarı hedefleyen bir siyasi partinin halka sunduğu ilk işarettir. Amblem kitlelerin desteğini kazandırmaz belki ama partinin siyaseten durduğu yeri ve konumunu belleklere yerleştirir. Amblem tek başına elbette izlenen veya izlenecek siyasetin rotasını tam yansıtamayabilir ama partiyi kesinlikle görünür, anımsanır ve tercih edilir yapar.

Yeni Parti’de özellikle yukarıdan aşağıya amblemsizliğe ilişkin “Dünyada bizde ki gibi logo kullanımı kalmadı. Logoyla ilgili çeşitli öneriler var. Bu bir logo değil. Yeni Parti ismi logolaşabilir ya da yeni bir logo tasarımı yapıp halkın oylamasına sunabiliriz.’ vurgusu yapılıyorsa bu konuda çalışılıyor demektir. Eğer amblem meselesi önemsenmeyip yetkili ağızdan böyle geçiştiriliyorsa amblemsizlik kararı bir duygusal ihmaldir ve denildiği üzere bilinçli bir tercih değildir.

Değildir çünkü Yeni Parti’nin geniş kitlelerce tercih edilmesi için geçmişin devamı saplantısından uzaklaşması isteniyorsa bu sırf yalın amblemle kazanılamaz. Mevcut amblemi ki değişmez amblem eğer buysa tartışmayı iletişim uzmanlarına, grafik tasarımcılarına ve teknik tarifçilere bırakmak yerinde olur. Ama bu dillendirilen realiteyi değiştirmez.

Değişimden yana otuz sekiz yıl siyaset deneyimledikten sonra ‘Yeniler’den olmak ve ‘Yeni Parti’ üye adayı kaydıyla, parti amblemi üzerinden parti içi muhalefetin sesi ve temsilcisi olmaktan asla kaçınmayız. Çünkü amblem; flama, bayrak, sancak her alanda, yakada rozet her platformda, özellikle her seçimde oy pusulasında, çarpıcılığını mutlaka hissettirmeli. Seçmenin bir bakışta kolayca bulacağı, yarışılan diğer partilerin işaretlerinden kolayca ayırt edilen albenili bir figüre endekslenmeli.

Tek bir figürün yolculuğu netleştireceği, yolları birleştireceği siyasal gerçeklik. Hedeflenen iddiayı doğrudan duyuracak amblem, eğitim ve kültür düzeyi farklı, farklı yaşlardan ve farklı toplumsal sınıflardan herkese hitap etmeli. Kolayca kavranmalı. O yüzden ivedilikle simgesel ve somut, basit ve anlaşılır amblem tasarımına yönelinmesi gerek. Zaten hafızaya yerleşen siyasal imgeler daima basit amblemlerdir.

Yani “Amblem basit olsun bize özgü, halka ait olsun. Sözün özü ‘Yeni Parti’ ilk ‘Büyük Kurultayı’na amblem değişikliğiyle gitmelidir. Yok, yeni amblemsiz böyle devam edilecek deniyorsa estetik bir tercih ve doğru bir karar gibi görünmüyor. Doğru bir figür ve estetik bir amblemle ‘yürüyelim arkadaşlar’ demek ve toplumun her kesimini kucaklamak varken daha en başta ısrarcı ve dayatıcı olmamak lazım. Sonra “Eski’sinden ne gördük ki Yeni’sinden iyisini görelim” tayfasıyla uğraşmakta zorlanılır…

Bu arada akla takılan diğer konu, kapatılan bir siyasi partinin isim, amblem ve rumuz benzerliğiyle yeni bir siyasi parti kurulamaz hükmüdür. Bu hükme aykırılık siyasi parti tüzel kişiliğini sonlandırır. Hukukçular daha iyisini bilir ama yaptırım kapatmaya kadar uzar.

Yani biz amblem-sembol, üyelik aidat, seçim geçim derken, bin bir dertle uğraşırken iş başka yerlere gider mi gider…