Asrın darbe girişimi sonrası yayan yola revan olma tercih edilince, beklenen değişimin ana hatları da belirmeye başladı. Başta köy, kent değişimi başlatacak özgürlükçü bir partinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği anlaşıldı.
Aksi halde siyasi hayat durur, halkçı çıkış durdurulur. Ancak partileşirken eskiye nazaran daha tutarlı bir rota izlenmesi gerektiği de ortaya çıktı…
Durum ortada, siyasi kaostan sıyrılmaya salt parti kurmak yetmez. Kısa sürede demoralize olmamak için değişimin önüne set çekmeye çalışan iktidar ve derin devlet uzantılarının hamleleri önceden hesap edilmeli. Önlemler geniş tabanlı olmalı, kararlar ortak akılla alınmalı. Yani karşı cephe açış şekli ve siyasal pratik çok önemli. Diğer yandan herkesin eleştireceği bir ideoloji, siyasi taktik ve kısır örgütlenmeyle yol alınamayacağı da bilinmeli. Bu arada sıkı tartışmalar yaratacak ve topluma negatif yansıyacak politik mücadeleye de artık son verilmeli. Yani mevcut partiyle olmuyorsa olmuyor. Bir umut hala sürdürülen parti içi demokrasi ısrarından vaz geçilmeli. Çünkü yetkisi muallak 'Kaypak Kompak' despotizmle uğraşmak resmen enerji kaybı. Eğilim eksilmesi…
Düz kontak butlan karargâhı, günbegün sinsice örgüt dinamiğini yıpratıyor. Devrik sultanın çizdiği doğrultuda yasal olmayan siyasal atraksiyonlarla particilik oynuyor. Bu ucuz senaryolu oyunda yer bulmak, ‘Kindar Koordine Konseyi’ gölgesinde köklü değişim gerçekleştirmek, faşizme karşı salt parti içi demokrasiyi savunmakla olmaz. Antidemokratik düzenlemelerle gittikçe kemikleşen legal siyaset çıkmazında, başka yol kalmamış ise başka bir çıkış yolu mutlaka açılmalıdır.
Unutulmamalı ki kesintisiz değişim için yandaş ve yoldaş basın saptırmalarıyla yol alınırsa art niyetli eleştirilerin manyetik alanından çıkamayan geniş yığınların beğenisi bir anda değişebilir. O yüzden duyarsız 'Kıytırık Kararlar' doğrultusunda apaçık kendi kendini tasfiye eden, yasal çerçevesinden kopan parti kaosundan çıkılmalıdır. Böyle giderse sadece eksiği karşısındakine yazan, suçu başkasında bulan zikzaklı, istikrarsız bir yol izlenmiş olur. Haliyle teori ve pratiğinde, strateji ve taktiklerinde, örgütlenmesinde eylemlerinde bütünsellik taşımayan, dağınık değişim çıkışı asla toplumda tutmaz. Özetle devrimci olamamış, militan partisi olmayı başaramamış bir kitle partisiyle yolculuk son durağa yakındır.
Siyasal yaklaşımlar bir yana tarihten gelen sıkıntının ürünüdür tüm bu yaşananlar. Zamanında saltanatı saf dışı ettikten sonraki aşamada ulusal devlet kurulmuştur. Ancak çağcıl olmayan sağcıl hükümetler, solu daima baskı altında tutmuştur. Monarşiye sevdalı oligarşi hedefe ulaşabilecek solu aşama aşama budamaya devam etmiştir. Bunun için değişimci ve evrimci mirası küllendirme metotları faşizanca kullanılmıştır. Gece yarısı düdük çaldığında kör suskunluk dayatılmıştır. Dahası Ata emaneti tam özgürlükçü, tam demokratik değişim idealinin üstü örtülerek, özü boşaltılarak sol hamaset çerçevesine hapsedilmiştir. Militanist damarı temsil eden genç kuşaklar ölümcül derecede hırpalanmıştır. Partinin öncülüğü ve kuracağı hegemonya, korku sultanlığı yaratılarak devreden çıkarılmıştır. Solun özellikle tek çatı etrafında birleşerek, lokomotif olma gerçekliği acımasızca baltalanmıştır. Partinin karşı karşıya kaldığı şimdiki siyasi perspektif tamda budur. Ancak tarihle sabit, değişim teorisinin toplumları kucaklaması böyle durdurulamaz anca geciktirilebilir…
Üstlendikleri geleneğin daha gerisine düşenlerle, sürdürdükleri keyfin ilerisine geçenlerin artık kamuoyunda karşılığı yoksa partili veya partisiz tam değişim ve radikal reform istemi kitleselleşir. Dört koldan dağıtılmaya çalışılan değişimci birikim, evrensel sıçramanın eşiğinde olma bilinciyle toplumsal mücadeleye öncülük etmelidir. Mücadelenin öne çıkardığı önderler, kökleri eskiye dayanan fiilen tasfiye olmuş enkazı artık gerisinde bırakmalıdır. Tam özgürlükçü değişimciler geçmişini toptan inkâr yanlışına düşmeden kendilerine yeni bir yön tayin etmelidir.
Yol açalım, yön belirleyelim derken otokratik veya teokratik burjuva monarşisi paralelinde bir paradigma tuzağına düşülmemelidir. Çünkü aşırı barışçıl yöntemler tam değişim felsefesini sahiplenecekleri bambaşka yönlere savurur. O yüzden özgürlükçü değişim savunucuları, tarihsel gerçekleri yeniden günün özel ve öznel şartlarına göre eleştirel süzgeçten geçirmelidir. Çünkü egomaniler egemenliğindeki hegemonya zoru görünce, tüm yetkilerini egemen sermayenin denetiminde burjuvaziye veya asker-sivil darbelere havale eder. Bu sayede geniş halk kitlelerine dayanmayan, sırf parlayan veya parlatılan önderiyle sınırlı demokratik açılımlar tarih sahnesinden çabuk silinir.
Sol tahlilde büyük sermayenin işbirlikçilerine ihale ettiği kanlı darbelerle önü kesilen ‘Das Kapital’ günlerinden geçildi. Marx, proletaryaya ilelebet iktidar tarif etmişti ama bu tarife harfiyen uyulmadı. Evrensel tarife hakkınca hiç uygulanmadı. Nice nice gençlik proletarya diktatörlüğü denen iktidarı beklemekle ömrünü tüketti. Bugün yol ayrımındaki tam özgürlükçü ve tam değişimciler bu birikimi yok sayma hatasına düşmemeli. Kesintisiz değişim için devrik cümlelerle devrim yapılacağını dile getiren doktrin siyaseti ve siyasetçileri dışlamamalı. Çünkü tüm yollar kapandıysa ve bir yol açmak gerekiyorsa bu kutlu yolculukta bedel ödemişlere kapılar açık tutulmalı. Unutulmamalı yol uzun ve herkese gereksinim var.
Öncelikle hiç gereksiz ulu çınarın çok yapraklı bol çiçekli dalları, bindiği dalı kesenlerce kırıldı ve yere düşürüldü ise tam değişimi kotaracak tam özgürlükçü bir partiye acil gereksinim var.
Sonrası kendiliğinden gelir…
