Günlerdir gündemi işgal eden Parti içi hegemonya mücadelesi keskin viraja girdi. Başkenti, Potemkin Köyü'ne çevirten Nato zirvesi sonrası denge politikasından vazgeçilebilir. Özellikle solu budamaya görevlendirildiği açık 'Kurultay kaçkınları' ile tarihi hesap görülebilir...

Göz göre göre Partiye el atan pervasızların, on yıllarca aynı ortamı paylaştığı kalburüstü siyasilerle uzaktan kumandalı çatışması bitmeli. Zaten tutmadığı da bir gerçek. Çünkü Partiyi 'Kasıp Kavuran' kaypakların, örgütlenebilme yeteneğine sahipleri dışlama atraksiyonları sokağa yenildi. Lafta Parti içi dava diye lanse edilen kaos, yeni Ulusal Kurtuluş mücadelesine endekslendi. Günden güne ivmelenen direniş ister istemez, Üçüncü Enternasyonal'in İkinci Kongresinde tartışılan 'sömürgelerin ve ezilen ulusların kurtuluşu meselesi'ne dönüştü. Yani Partiye kayyumcu müdahale, umulmadık biçimde emperyalizme karşı mücadelenin merkeze alınmasını getirdi. Merkez solda bu doğrultuda yeni bir yapılanma gerektiği çağrısını güncelledi.

Beklenen odur, kıytırık Nato zirvesi ardından mutlaka sömürü karşıtlarını birleştirmeyi önceleyen, ezilen halkların mücadelesini yükseltmeyi amaçlayan bir Partinin kurulması hazırlığına başlanmalı. Hatta geciktirilen

kurultay kararı aniden alınsa bile. Aldırmadan Son Ada romansı yaratacak bir Son Parti...

Son viraj öncesi Parti kurulmalı çağrısı asla gözardı edilmemeli. Çünkü uydurma kusurlar etrafında dönüp dolaşan, 'Kampçı Komplocu' odak resmen solu bitirme derdinde. O nedenle yeni siyasal parti analizi, kumpasçıların fiilleri etrafında değil, hangi zaman, hangi amaç çerçevesinde yapılmalıdır. Yani yeni ulusal mücadeleye start verilirken hegemonya kimde olacaktır? İvedilikle işte bu sorun çözümlenmelidir. Ancak yakın ama farklı siyasi eğilimlerin temsilinde taraf olmamak koşuluyla.

Kurulacak yeni Parti, halklara Son Parti olacak güveni vermelidir. Bu nedenle butlancıların budaması yüzünden dağınık partililerin ve destek çevrelerinin birlenmesi demokratik usullerle gerçekleştirilmeli. Zaten belli grupların ve halkların iştiraki vasıtasıyla bu yola girildiği gözlemi ve pozitif gelişmeler akıl hocalarını telaşlandırdı. Hatta proleter sınıf işbirlikçisi eleştirisinden çekinilmeden izlenilen temsil çizgisi egemenleri endişelendirdi. Despotizme direnemeyip külahı altına sinmesi beklenenler, ağır şartlar altında verdikleri mücadele ile kış uykusundaki kesimleri uyandırdı. Korku kibirli dağları sardı. Böl, parçala, yönet havasında küçültülmeye çalışılan Parti, daha büyük yeni bir Parti yaratacak görüntüsü sultanatı korkuttu. Bariz yanlışlarla bu cenah bir kez daha sevindirilmesin. Kurulacak Son Parti ile olmayan kabir azabı dünyada başlatılsın.

Şimdi bugünden yarına uygun koşullar varken, zamanı geçmeden son parti çağrısı ciddiyetle gündeme alınmalı. Çünkü son Partinin bir an önce kök salması ve kitlelerle kaynaşması gecikmesin. Olası bir erken veya baskın seçime hazır olsun. Bir elinde ulusal kurtuluş diğer elinde sosyal kurtuluş bayrağı taşısın...

Son Parti çağrısı yapanlar daha ne istesin. Tek yol 'iktidar, iktidar, iktidar...'