Mutlak butlancı hiyerarşi partiye incelikli kuruldu. Olağanüstü kurultayda kendilerinin seçilmeyeceğini bildiklerinden kurultay yapmıyorlar. Kurultay lüksleri yok yani.

İlaveten kurultay karşıtı bu kurultoyistler, ebrensel sol değerleri ve demokratik sol unsurları gözetmez havadalar. Partiye kurulmuş bu kurultoyistler antidemokratik eğilim içindeler. Bu kurultoyistler haksız görevden almalar ve yersiz ihraçlarla parti güncelleme peşindeler. Elbette bağımsız karakter taşımayan tüm bu durum merkeze bağlı bir siklet geliştirir. Bunun derdindeler.

Ancak bir şekilde sindirilen örgütsel işlerlik, ikiliğe uzayan aksaklığı düzeltemez. Bir ileri safhada ciddi yarış gözükmediğinden bu tablo uzun gitmez. Kurultaysız güdük atamalarla yönetimsel mekanizma çatlar. Ayrıca partililer demokratik davranma yeteneğini de yitirir. Demokrasiyi yaşatma ve yayma özelliğini de kaybeder...

Bu arada malum kurgu biçimsel değişim özlemini ve örgütsel yenilenmeyi sürekli kötüler. Kurultay sürecini sürekli erteler. Ertelemeye ilginç ve komik formüller uygular. Yani siyasi usul ve üslup tersine değişir. Sadece gelenekçi diktatoryal dokunmalarla, tam bağımlı cılız bir hiyerarşik yapı gerçekleşir.

Butlanoğlan iradesinin ödüllendirilmesidir, kurulmak istenen düzenek. Partiyi yöneteceklerin belirlenmesi, mutlak butlancılara kalsın diretmesidir yeğlenen. İşte bu kurguya bekçilik edenler tarihte yerini alır. İsyan edenler ise bunların tarihini yazar...

Yaz sonu siyasetin kutsal arenası kurulmadıkça, siyasal ideolojiden kopuldukça taban kaybedilir. Bu nedenle mutlak butlancı manzara yolun sonudur veya yeni bir yolculuğun da başlangıcıdır.

Denemelerde sıra kurultaya varışa yeni bir hamle daha eklemeye gelmiştir. Kronolojik takvim Çağrı heyeti başvurusuyla tamamlanmıştır...

Başvurudan ne sonuç çıkacağı bellidir. O yüzden fazla beklemeden statükocu, otantik kurgunun kaybetmesine dair manifesto açıklanmalıdır. Algı mühendisliğiyle kamuoyu yaratılmasına yönelik girişimler engellenmelidir. Gerçi güce ve mevcuda tapınma mutlaka bir yerde tutukluk yapacaktır. Tutukluk kronik hasarı büyütmeden, kuru gürültüye pabuç bırakılmadan mistik otoriteye karşı siyasi atraksiyon bir an önce gösterilmelidir. Çünkü paylaşma ve dayanışma birikimi komplo teorilerininin komplesini yıkar.

Bunların tamamı bilindiği halde birdenbire aynılık ikilemi yaratmak, tekelci zihniyete hizmettir. Parçalanmak muğlak mutlakiyete istikrarlı destektir. Ancak özgürlük kısıtlandıkça parti de başkalaşır. Ve başkaları yönetsel mekanizmayı dizayn eder.

Bugün kurultay, kurultoy olmuşsa, toy kurultoyistlerin keyfine kalmış ise hangi bahara hesabı bir kenara bırakılmalıdır. Gidişin dönüşü var mı? hiç düşünmeden gözü kara açılan yola girilmelidir.

Gidilmelidir çünkü partiyi parti yapan değerler resmen çiğneniyor. Bu zehirli atmosferden çıkılsa bile geleceğe projeksiyon tutabilmek artık daha da güçleşiyor. Çünkü eylem ve mücadele pratiği artık sahaya indi, sokağa evrildi.

Evrimci A takımı, A planını kurultay çağrı heyeti talebiyle tamamlamıştır. Olmadı B planını devreye sokmalı. Olmadı C planı. C planı Cumhuriyetin yıkılmasını engelleyecek yeni bir Halk Partisidir. Partinin ABC’si de milletin dilidir...

Bırakın kurultoyu yapmayan, partiye mahkeme celbiyle oturan kurultoyistler düşünsün gerisini. Öyle sıkışınca 'Partiden ayrılma lüksü yok' demekle olmaz. Eğer 'Senin Mutlak Butlan olma lüksün varsa, Benim de Partiden ayrılma lüksüm var' der birileri. Bunu da kendine ben yazarım demeyen bir yazar binde birine dokunarak yazar..

Yazının sonuna da ekler, Güneş ufuktan doğdu doğacak. Ve “yürüyelim arkadaşlar…” diyeni duyunca basar marşa gider birileri. Yolcu yoluna...