Dünyada değişmeyen tek şeydir, değişim ve yenilenme. Yani dün siyaset neyse bugün de o olmalı ve yarınlara dair geliştirilen program üç aşağı beş yukarı ayni kalmalı ve de her şey eski kadrolarla planlanmalı mantığıyla arınma asla gerçekleşmez. Mutlak butlancılar arı, utancı bir kenara atmış, siyasi mantıktan uzak bu kafayla yapılanıyor.
Oysa Parti’nin vurduğunda ses getiren bir A takımı vardı. Bu ekip B planı çerçevesinde, parti içi eleştirilere rağmen çözüm üreten atraksiyonlar denedi. Önerilerin tamamı tabanda ve kamuoyunda tuttu. Parti çıkışa geçti. Bundan rahatsızlık hissedenler her kimse hemen butlanist zihniyeti başa getirdi. Kısa sürede yukarı ivmelenme dipledi, parti darmaduman edildi. Şimdi C planı vakti. Madem bu Parti’de umutların yeşermeyeceği görüldü, ‘C Yeni Parti’ şart. Parti, nasılsa kurulur hızla D planı devreye girmeli…
Bu saatten sonra kurultay yapılsa bile iktidar tarafından sakatlanabilir özellikler barındıracak. Ayrıyeten hakkınca A takımı kurulamayacak. Genel geçer bir B planı olmayacak. Plan C eski Halk Partisi görüntüsü tutmayacak. Oysa bu durum daha en baştan belliydi. Butlan tayin edilen muhterem zatın gölgesinde şekillenen parti üst yönetimi, yeni ilçelerden illere vitrin düzenlemesine gitti. Ve Parti’nin yol haritası karanlığa teslim edildi. Örgütte kaçınılmaz karamsarlık doğdu.
Üstelik Parti Meclisi Kurultay’dan sonra en yetkili organdı lağvedildi. Varsa da etkisi sıfırlandı, işlevsiz bırakıldı. Yanlıştan dönülmesi için verilen istifalar kaale alınmadı. Peme, değişim ve yenilenme doğrultusundaki asli görevinden uzaklaştırıldı. Bu arada kişisel siyasi konumlarını korumaya endeksli kurulan yeni Meyeka pasifist ve oportünist bir yaklaşımı geliştirdi. Bu yüzden Parti’ye yön veremediği gibi kanunsuz yöntem veya çalışmalar parti içi dengeleri bozdu. Gerçekler göz ardı edildikçe Parti’de bu durum hiç değişmeyecekmiş ve değiştirilemez algısı ve ön yargısı egemen oldu.
Mahkeme yetkisiyle egemenleşen ve her şeyi normal gören üst yönetim, statü kazanımlarını yok etmekten hiç çekinmedi. Kendini dört dörtlük görüp Parti’nin yetiştirdiği etkin ve yetkin siyasi kadrolar peşisıra harcandı. Zorunlu kurultaya gitmeyerek Parti’de yönetim ve üst yönetim sorunu yaratııldı. Parti, tarihinde ilk kez memleket insanlarına, işsizlere, emeklilere, kadınlara, gençlere, öğrencilere, esnafa, iş insanlarına, hülasa hemen herkese, yeniden bu denli umut olmuşken iktidar olma iddiası ve parti hüviyeti malum cenaha kaptırıldı. Toptan abesle iştigal resmen işgal…
Böylesi bir işgale direnen ve halkta büyük oranda karşılığını bulan A takımına, B planı yokmuşçasına davranmak kimselere bir şey kazandırmaz. Bu politik restleşmenin açık seçik kayba gidiş olduğu da belli. Bu nedenle C planı kısa zamanda ama tam anında siyasi hayattaki yerini almalı. Yani ‘C Yeni Parti’ kurulmalı…
Peki, böyle kaotik bir ortamda eski Parti kimin partisi olacak. Kendini nereye somutlayacak. Hangi siyasal birikimin ve siyasal sürecin savunucusu olacak. Siyasi karakter, hedef karmaşası ve siyasi çizgi kırılmasını güncelleyen bu kadrolaşma, toplumla ne kadar kucaklaşabilecek. Kendi içinden hedefe kilitlenmede zorlanmayan ve herkesi kucaklayan bir parti nasıl doğacak. İşte bu belirsizlik. Dil söylemeye varmıyor ama butlancı zihniyet yanlışta ısrar ettikçe pek yakında kadro erozyonu da başlar. Çünkü zenginlik yaratılıyor bahanesiyle demokrat liberallerin hatta dinci parti sempatizanların Parti’ye montelenmesi kaybı artırır. Ve kuruluşa ve kurtuluşa ihanet edenler partisi konumuna gerilenir. Kısa zamanda sıradan ve tabela partisi havasına girilir. Ve koca Parti elden kayıp gider.
Peki ‘Yeni Parti’ bu kritik süreci nasıl aşmalı? Öncelikle yönetsel yapısını, sınıf bilinci temelinde bir kitle partisi olunmasını hayata geçirecek kadrolarla donatmalı. Sonra memleketin rejim değişikliğine dönük, olası yeni rejim ve yapılanmasına özgü politik tercihi olanların yeni partiye güç katması önemsenmeli. Özellikle teknokrat ve bürokrat açılım güncellenmeli. Kamuoyuna salt baskıcı rejim karşıtı, ana muhalefet partisi olmaya aday projeler değil kesinlikle iktidar olmaya dönük radikal projeler sunulmalı. İlelebet muhalefette kalmanın yeğlenmediği, halkta yankısını bulan iktidar iddiası içeren projelerle güçlendirilmeli. Mevcut düşmüş iktidarın asılsız atıflarda bulunarak, kendilerinin sebep olduğu tüm kötülükleri ‘Yeni Parti’nin sırtına yamayamayacağı D planı üzerinde titizlikle çalışılmalı. Öyle ki Yeni Parti ABC’si kuruluş ve varoluş nedenlerini açıkça dile getirmeli.
Vaziyet alenen buyken birileri çıkıyor ‘Ben bir yere gitmiyorum, Partide kalıyorum’ modasına uyarak aklınca siyaset yaptığını ve vazgeçilmez olduğunu anımsatıyor. Bu yedi uyuyanları, karanlık sever uyurgezerleri, C planı gerçekleşip ‘Yeni Parti’ kurulduğunda göreceğiz. Ve bir görülüp bir daha görülmeyecek kıvamda rastgele yazacağız.
Rast gelse de rast gelmese de yazacağız çünkü ‘Babamın partisi’ olsa bile eğer son çare gitmekse biz sonuna kadar gideceğiz. Eski Parti’de kalıp durup, ortamı durumu kolaçan edip Yeni’sine sonradan gelecekler kendilerini alemin akıllısı sansınlar bakalım. Bilesiniz ki D planı geç uygulanırsa E planı hazır…
