Kim ne derse desin butlandan beri ‘Babamın Partisi’nde özgür gelecek umutlarının yeşermeyeceği belliydi. Ve bence, 'Babamın Partisi' bugün öldü. Her şey emanete ihanetçi butlanla başladı ve her şey bir konuşmayla sonlandı.
Anaların babaların gönül verdiği asırlık Parti’de yol bitti. Resmen olmasa da ‘Parti’ öldürüldü. Ve yeni bir yol açma ‘Yeni Parti’ye endekslenme son çare oldu. Tarihi bir karar ve konuşulanlar ile yazılanlar tarihe düşülen not olarak kalacak…
Evet, siyasi eleştiri, analiz, yorum, proje ve mesaj içeren uyarılar çok yapıldı, çok yaptık. Saray yargısının tipik siyasi kararına sığınan butlancı kesim hep duymazdan geldi. İnadına bilimsel aktarımlardan, ideolojik tahlillerden ve çözüm önerilerinden koptu. Parti’nin yüzde doksan dokuzunun tersine tersine davrandı. Ve zorunluluktan son bir konuşmayla tarihe gömüldü. Bize de son bir makale ile 'Analarımızın-Babalarımızın Partisi'ne veda kaldı…
Veda niyetine bu yazı, elveda ‘Babamın Partisi’, Çav Bella. Baba ocağı deyip geri dönüşüm olmayacak ilelebet. Benim için bugün ‘Babamın Partisi’ öldü…
Elbette Babamın, bildim bileli sülalemin partisi CHP. Faşist darbe sonrası kallavi politikacılar kıyı köşe sinerken Anacım ve Babam SODEP Bakırköy kurucu üyeleri oldular. Benim aktif siyasete girmem, Deniz’in yaşında baba-oğul uzlaşımızdan sonra gerçekleşti. Yıllarca birçok konuda ayrı düştük. Babam babalık dayatmasından vazgeçti. Ben de baba olmadan yanlışlarımı düzeltemeyeceğimi gördüm ve büyük uzlaşıyı tamamladık. Tam otuz sekiz yıl geçmiş.
Ona sormadan SHP’de başlayınca bana ‘doğru yolu buldun sonunda’ diye takıldı. İstanbul ilçelerinden birinde, 87 birleşme döneminde CHP ilçe kurucu yöneticilerinden biri olduğumda ise ‘hoş geldin baba ocağına’ dedi bıyık altından gülerek. Yıllar yılı parti yöneticiliklerim, ilçe eğitim sekreterliklerim, bir dönem SHP’den belediye meclis üyeliği adaylığım, ilçe başkanlığına adaylıklarımı bile sessizce desteklemişti sadece. Ancak Parti ‘CHP’ olunca ‘hoş geldin baba ocağına’ olmuştu kutlaması…
Ne yazık ki babam, Parti’sinin bariz üstünlüklü başarılarını göremeden sonsuzluğa göç etti. Son nefesine dek siyaseten bunaldı ama yılmadı ve hiç iddiasını kaybetmedi. Sitem etmedi, hep savundu ve destekledi. Öyle ki ‘Babamın Partisi’ndeki ilerleyişim bir şekilde engellendiğinde bile siyasi yorum yapmadı. Çünkü ‘Partisi’ benden ve herkesten büyüktü. Sadece ‘çıkmayan candan ümit kesilmez’ derdi.
Ama ben son günlerde ümidimi kestim ne yazık ki. Ve yeni yolun yolcularından olmaya kesin kararlıyım. Babam bir CHP’li olarak vefat etti ama ben onun gibi olmayacağım. Çünkü ‘Babamın Partisi’ne geri dönüşümü gök çatlamaz yer yarılmazsa, olağan üstü bir durum, inanılmaz bir mucize gerçekleşmezse donduruyorum. Bugün itibarıyla kendimi ‘Babamın Partisi’nden istifa etmiş sayıyorum. Bu şekilde yazılı beyan ediyorum. Süreç içinde gerekli ve uygun gördüğüm yeni yolun Partisi’ne bizzat katılacağımı da bu yazımla beyan ediyorum…
Butlancılara bırakıp gidiyorum ‘Babamın Partisi’ni çünkü bu emanete hıyanet tayfası Parti’yi kuruluş ve ilkelerinden saptırarak ölümüne neden oldular. Tüzük maddelerini ve fıkralarını uygulamayarak süreci hakkıyla işletmediler. Son konuşmaya son yazıya son ana kadar dileğim ‘Babamın Partisi’nin, siyasetin ana gemisinin bacasının tütmesiydi. Geminin batması veya Parti’nin ölmesi değil. Çünkü bu Parti’nin kutsal mabedine girmişliğimiz, partinin ilminden, iliğinden, ilmeğinden geçmişliğimiz var. Ancak kimseler de kızıp gücenmesin, bugünden sonra açıkça beyan ediyorum, geride kalanlara, ‘Babamın Partisi’ni öldürenlere ve çoklu organ ölümünü görmezden gelenlere hatta Ada İlçe’yi sallana sallana işgal edenlere iyi dilekler sunmayı ebediyen bırakıyorum.
Evet gidiyorum gönül rahatlığıyla, arkama dönüp bakmadan. Eğer El heykelli Ada semalarında, buralarda bir yerlerde babam izliyorsa kendisinin affına sığınıyorum. Sonsuzluğa onun gibi ‘CHP kayıtlı üyesi’ olarak göçmeyeceğim. Sadece o gerisini zerre takmam. Kuzey topraklarının evladı olarak, yıkar geçerim. Ve her şey delibozuk üç makaleyle biter, üçlemeyle gider...
Ben, bir kongre öncesi üyelikler askıya çıktığında, babamın üyeliğini ‘Babamın Partisi’nin ilçe sekreterine artık ‘yok’ diyerek bizzat sildirdim. Kendiminkini de bugün ben siliyorum. Atılmadan, ihraç edilmeden tamamladık görevimizi. Ayrıca annemin görüşü de öyle. İkimiz de kurulacak ‘yeni Parti’ üyesiyiz bundan böyle. Belki Deniz'imin de partisi olacak. Yani ateşten gömleği ömrümüzün son deminde giyeceğiz. Babam da ‘Yeni Parti’ gölge üyesi olarak gönlümüzde yaşayacak…
