Kızıl Çin’den canlı izleyenlere ve izlemeyen kindarlara bir güzel haber geldi. Bu haber bana, “ihya edici bir ilaç gibi geldi. Yüreğimin ta içinde..." Şiir gibi bir son. Atatürk kızları, voleybol tarihine yeni bir katkı yaptılar yine.

Sinsi karşıtlığı tınmayan ‘şampiyon ojeli parmaklar’ anası ağlayan milletin yüzünü ‘Nations League champion’ olarak ikinci kez güldürdü. Çok yaşayın. Gurur dolu o tatlı gülüşleriniz asla solmasın Atatürk’ün kızları. Var olun…

Ortada ne bir kriz var ne de doğal afet ama mucize bir şampiyonluk var. Peki, "Nerede bu devlet, nerede bu millet" Bakan bakmayan, başkan maşkan uyuyor musunuz? Sıkıştıkça cumhur cemaat sıradışı popülizm kovalayanlar yine külahlarının altına sindi. Vaktiyle muhtemel 'Çok milyarlık Dünya rezaletine Villa’ vaad edenler sus pus. Susturucu takmış bu tarifeli tarafkarlar muhtemel “Çok milyarlık Dünya Şampiyonluğuna Villeda...' uygun gören aymazlıkta sanki. Yazık, çok yazık…

Dünya voleybolunda az bir puan farkıyla ikinci, her şampiyonluğa abone ulusal kadın voleyboluna yine üvey evlat muamelesi. Atatürk’ün kızları sayesinde, resmi görsel spotlarda ‘voleybol ülkelisiyiz’ sloganı patlatmak dışında ödüllendirici bir atraksiyon yine yok. Varsa da duyurusu yok. Zaten ilana ne gerek klasik kodlama belli. Asrın başarısına ve yarattığı birlik hissiyatına karşın milli hisleri zayıflatmaya dönük hava basma operasyonları başlar. Realiteyi hiçe sayan sinsi karşıt eylemcilik ve negatif reaksiyon zirveye konar…

Bu pasif reaksiyon on yıllardır palazlandırılan art niyetli zihniyetin ürünü. Geçmişin etkisinde kalışın, geçmişe özlem hastalığının dışa vurumu. Aşırı konfor ve kof gösteriş düşkünlüğünün silme saygısız tavrı. Moderniteye düşmanlığın paranoyası. Bu tek tip pasif parametre, popülaritesi yüksek her ne varsa, nemalanmak için gözü kapalı saldırır. Ancak konu kadın voleybolu olunca parapsişik toplu salvolarla küçümsenir. Her turnuva öncesi ve sonrası fizyolojik ve cinsiyetçi saldırganlık pik yapar. Sanki ekibin dip yapması yeğlenir.

İşte Atatürk’ün kızları bu kör mantığa ikinci yüzyılın ilk şampiyonluğuyla yine smacı yapıştırdı. Kadını yok sayanlara inat bir kez daha takır takır sportif dille, tıkır tıkır öztürkçe ve şakır şakır yabancı dillerde varız, yılmayız, buradayız ve ‘kadının adı var’ yanıtı verdi. Gören gözünüz, konuşan diliniz dert görmesin…

Elbette ‘kadının adı var’, Kaptan Gizem, Buse, Cansu, Defne, Deniz, Dilay, Elif, Eylül, Hande, İlkin, Saliha, Sinead-Jack, Vargas, Yaprak, Zehra final etabında tarih yazdılar. Finale gelen etaplarda Kaptan Eda, Arelya, Aslı, Aylin, Ayşe, Beren, Derya, Ebrar, Ezel, Karmen, Liza, Merve A, Merve, Melis, Tutku ve Yasemin. Özverili on milyonlarca kadın…

Evrensel voleybolun temel stratejisi doğru manşet, milimetrik pas, sert smaç, sağlam blok. İlle de dayanışma ve smaç, smaç, smaçk. Bu şampiyonluk aslında basmakalıp düztabanlara insaniyet dersi. Onca emek, kan ter çaba sonrası elde edilen ikinci yüzyılın ilk şampiyonluğu medeniyet dersi. Alınacak ders çok aslında. O yüzden adaletsizliğin, saygısızlığın, ahlaksızlığın, fetişistliğin, faşistliğin üzeri ‘Filenin Sultanları’ yaygarasıyla kapatılamaz kesinlikle...

İkinci yüzyılın muhafazakâr-milliyetçi profilleri, resmi sahte hesapları, geçici kati profil güruhu, muhteşem şampiyonluğu yok sayarak yine ojeli tırnak, makyajlı yüz, şort forma, hort zort yaparlar muhakkak. Gönül sesini titreten bu altın kızlara günah edebiyatından yakıştırmalarda bulunurlar belki. Eğer bu ayıbı yaparlarsa veya mesnetsiz yakıştırmaları antene takılırsa “Atatürk’ün Kızları”nın millete iki yüzüncü yıl armağanı bu şampiyonluk, topuna haram kapsamına girer…

Bu helalinden şampiyonluk sürecinde yöneticisinden malzemecisine, hocasından yardımcılarına, denizde zerre payı olan herkese teşekkürler. Voleybol sayesinde yakın tarihe alışıla gelen çok güzel bir not daha bırakan ay yüzlü, kadın yıldızlara sonsuz teşekkürler. Siz ki kaypak ülke siyasetinden, ekonomik darboğazdan bunalanlara nefes aldırdınız. Siyaset bunaklarının figüratif rol çalmalarına smacı yapıştırdınız. Can yakan ekonomi canavarını blokladınız. Güzel canlar, isimlerinizi bir kez daha tarihe not düşüyorum izninizle…

Kendilerine cehennemi reva gören erkeklere bile şampiyon olarak dünyada cenneti yaşatan, final etabı kahramanları; Kaptan Gizem, Buse, Cansu, Defne, Deniz, Dilay, Elif, Eylül, Hande, İlkin, Saliha, Sinead-Jack, Vargas, Yaprak, Zehra. Her birinize sonsuz teşekkürler…

Finale kadar ki etaplarda; Kaptan Eda, Arelya, Aslı, Aylin, Ayşe, Beren, Derya, Ebrar, Ezel, Karmen, Liza, Merve A, Merve, Melis,Tutku ve Yasemin. Her birinize teşekkürler…

İsimlerini yazamadığım isimsiz kahraman yediden yetmişe tüm voleybolcu kızlarımız ve kadınlarımız ve de mutluluktan gözleri yaşaran o kahraman kızları yetiştiren veya kendi evladıymışçasına bağrına basan on milyonlarca kadınımız. Her birinize sonsuz ötesi teşekkürler.

Şampiyonlara saygıyla…