Sınırlandırılması mümkün olmayan bir sınırsızlık veya sonsuzluktur siyaset. Metazori kurulan ‘Yeni Parti’ bu siyasetin partisi olma yolunda. Beklenen yenilik, Temmuz’un son Çarşambasından itibaren tabandan merkeze doğru oluşacak.
Üyelik başvurularıyla birlikte ‘İktidar’ yürüyüşü netleşecek. Anlaşılan o ki üst yönetim katmanları, çağın gereği örgütlü toplum için halkın siyasal temsiline olanak sunacak…
Zaten reel siyasette demokratik çoğulculuk esas. Aslolan bu evrensel kavramın geçici parti yönetiminin dilinden düşmemesi değil ivedilikle pratiğe uygulanması. Çünkü alternatif parti olmanın koşulları siyaseten yenilenmeden, çoğulcu iradenin önerileri dikkate alınmadan sırf üstünkörü yeni siyasi yöntemler belirlenmesi asla hedeflenen sonuca ulaştırmaz.
Bu arada ‘İktidar’ yürüyüşü başlamışken, egemen güç odaklarıyla ilişkilerin, yeniden gözden geçirileceği veya geçirildiği de bir gerçek…
Çünkü gerçekten ‘Yeni Parti’ mevcut iktidarı değiştirmeyi, seçimlere ayrıcalıklı ve önde girmeyi özellikle planlıyor. Siyasi rekabet ortamında geriye düşmeden, eşitsizliği lehine çeviren hamleleri öncelikle pratiğine uyduruyor. Ve her yeni gün siyasal etkiye sahip olmayı güncelliyor.
Yani ‘Yeni’ siyaset biçiminin kurumsallaşması için tüm siyasal enstrümanlar kullanılıyor. Çünkü salt ‘Yeni parti’ kurmakla siyasette kalıcı olunamadığı tarihle sabit. Anca özgürlükçü pozitif politikalarla ve dikey yatay örgütlenmede yetki göçerilmesiyle gerçekleşebilir umuda yolculuk. Ayrıca eğer kısa sürede gündem belirleyen aşamaya gelinemez ise kontrollü tavır ve kolektif karar mekanizması da gereğince işlemez. O yüzden ‘Yeni Parti’ güçlü bir siyasal parti olmak ve iktidara gelmek için hiyerarşisini merkezi otorite gölgesinden kurtarmalıdır.
Partinin ‘Yeni’ yapılanma sürecinde ikinci yüzyılın kurucuları, özgürlükleri sınırlandıran bir modelden kesinlikle kaçınmalıdır. Kesinlikle inisiyatifi azınlık bir grubun tekeline bırakan antidemokratik tavırdan vazgeçilmelidir. İlle de sonsuz enerji üreten çoğulcu grupların önü açılmalıdır. Çünkü siyasal ve örgütsel despotizm ‘Yeni Parti’yi iktidar hedefinden koparır…
O yüzden ‘Yeni’de demokratik renklilik birinci seçenek olmalıdır. Ayrıca yeni ilkeler ve yenilikçi amaçlar doğrultusunda yeni rota belirlenmelidir. Siyasal platformda kayyıma kalan veya bırakılan ‘eski’ ile uğraşılmamalıdır. Tutarlı ve yapıcı eleştiriler dışında, kamuoyuna ‘Yeni’ye ivme kaybı yaratacak kavgacı bildirimlerden uzak durulmalıdır. Böylece aradaki nitelik farkı halka ayrıntılarıyla gösterilmelidir…
Yani ‘Yeni Parti’ alışılmış, eskiyi andıran girişimlerle demokrasiyi erteleyecek bir rotaya asla dönmemelidir. Ayrıyeten her şey yolunda veya lokomotif rayında rahatlığıyla bu kuruluş günleri geçici düzenlemelerle geçiştirilirse, geç kalınabilir. Ve her şey çok güzel olmaz. O nedenle bir yandan da en kısa sürede erken, baskın veya zamanında seçimlere hazırlanılmalıdır.
Sözün özü ‘Yeni Parti’ ve ‘Yeniler’ eski parti kazanımlarını ve eski alışkanlıklarını ardına bir kez dönüp bakmadan, geride bırakmalıdır...
Elbette egemen güçlerin içten ve dıştan, planlı ve programlı sinsi saldırılarla solu bölme gayesi asla kesin kopuşlar getirmez. Asla büyük sermayenin istediği kesin parçalanma gerçekleşmez. Çok parçalı ve dağınık görüntü yaratılabilir sadece. Ve asla giderilemez durum değildir bu. Güçlü ve kararlı bir lider önderliğinde tekrardan birleşme veya ortak siyasal paydada bir araya gelme geçmişte çok kere yaşandı. Gelecekte de olmaz, olmayacak değildir…
Yani yakın gelecekte değişim ve dönüşüm nerede görülürse orada, yeni bir sol açılım gerekli görülürse orada yine yeniden eskiyle bütünleşme hayata geçirilebilir. Eski yeni kaynaşması gündeme düşebilir. Ancak bu geri dönüşe veya ‘Yeni’ye katılıma şerh koyacaklar da çıkar muhakkak. Zaten tarihten ders almış bir lider ve siyasal kadrolar asla böylesi bir yılgınlık ve yoksunluk girdabına bir daha düşmez.
Egemen güçlerin oyununa gelip, güçleri birleştirelim mantığıyla güç kaybı yaratacak yanlışa kapı aralamaz…
Onun için ‘Yeni’ olmak, ‘Yeniler’den olmak yeniden var olmaktır diye düşünülmelidir. Herkese düşen yeni vazife geniş halk katmanlarının, sağa teslimiyetini bitirme yürüyüşüne destek olmaktır. Tüm mesele başta ‘Yeniler’ olmak üzere iktidar ve iktidar artıklarının sınırsız veya sonsuz despotizmine, faşizme direniştir. Yani yeniden dirilişi ve iktidar umudunu ‘Yeni Parti’ ile yakalamak mümkünken, yerinde sabit kalmak değildir siyaset yapmak. Bu tavır yarış başladığında bir avuç çok bilir havasında kalakalmaktır.
Bu kez tarih tekerrür etmesin. Etmesin ki ’Yeniler’ bir daha yenilmesin. Sınırlandırılması mümkün olmayan sınırsızlık veya sonsuzluk siyaseti partisi ‘Yeni Parti’ ilelebet yoluna devam etsin.
Geri dönüş yok, ‘Yeni’de devam…
